19 Mayıs 2015

Nasıl Doğuramadım? - Bölüm 4

Odada anestezi uzmanını bekliyoruz ve doktor geliyor. Saat 15.00 civarları. Tesadüfe bak ki doktorla Sidar asker arkadaşı çıkıyorlar :)

Neyse efendim doktorumuz sırayla neler yapacağını açıklıyor. "Prosedürü biliyor musunuz?" diye soruyor. Ben de Medical Park'ın eğitimine gittiğimi hatta bu kısıma herkes kocasını getirdiği için Sidar'ı da zorla sürüklediğimi ve "Ben bunları biliyorum!" diyerek uyuduğunu söylüyorum. Gülüşüyoruz. Kendime özel ameliyat önlüğümün cırt cırtlarını açıyor hemşireler. Zaten önlüğün içine bir şey giymemişim sırtım hemen meydanda.

Önce işlem yapacağı bölgeyi iğneyle uyuşturuyor. Bir şey hissetmiyorum. Çoğu insanın aksine iğne olmaktan, kan aldırmaktan falan hoşlanırım. Şu an valla neler yaptığını tam sıralayamayacağım ama özetle ne bir şey hissettim ne de canım yandı. İlk olarak bir deneme dozu veriyorlar. Onu alınca güzelce bir gevşiyorsunuz. Hatta bana bir zangır zangır titreme geldi, ama üşümekten değil. Olurmuş öyle. Doktor tanıdık çıkınca ilgi alaka da tavan yaptı :) Epidurali alınca suni sancınında dozu sınıra dayandı. Fakat deneme dozunun etkisi çabuk geçti. O geçince gerçek epidural serumu (yani tam ne denir bilemiyorum) bağladılar. Bu sefer ben mızıklanmaya başladım "Eee ben hafiften hissediyorum!" diye. Doktor da diyor "Zaten itmek için hissetmeniz lazım biraz" "Peki" diyerekten. Çok derinden hissetmeye başlıyorum ama rahatsız etmiyor öyle... Bu arada NST cihazı 118'leri gösteriyor (Sınır 120 imiş, yani 120'den sonrasını göstermiyormuş). Sidar soruyor "Birşey hissediyor musun?" diye. "Yoooo" diyorum.

Hemşireler gelip tekrar tekrar çatı muayenesi yapıyorlar. Hiç bu kadar rahat bir çatı muayenesi olmamıştım diye düşünüyorum. Çünkü neredeyse hiç birşey hissetmiyorum. Haaa bu arada tabii ki hiç açılmamışım :)

Arada kendi doktorum da gelip kontrol ediyor. Yok valla milim değişiklik yok! "Siz yine yürüyün bari!" diyorlar. Kendimizi yine 10 metrelik koridora vuruyoruz. Arada karnım acıkıyor. Tek yedirdikleri 4 bisküvi bir tane çay. Ya da beş galeta yanına kibrit kutusu kadar beyaz peynir ve çay.

Öyle böyle derken saat sekize yaklaşıyor. Cem Bey tekrardan gelip açıklığı kontrol ediyor ve yine herşey aynı devam ediyor. Sidar'ı da içeri geliyor ve ne yapacağımızı konuşuyoruz. Özetle 25 saatin sonunda hiç açılmadığımı, sürekli memba gibi suyumun geldiğini göz önünde bulundurarak sezaryene karar veriyoruz.

Kafamdan geçenler; normal doğurayım diye gittiğim yogalar, pilatesler, okuduğum kitaplar -ki kitaplarda "Nasılsa normal doğum yapcam ben!" diyerek sezaryen bölümlerini bile okumamıştım-, gittiğim nefes egzersizleri ve bilumum şeyler....

Artık beklemekten yılmış ve sonunda eyleme geçecek olmak bir taraftan rahatlatırken, hiç hazırlanmadığım bir durumun ortasında buluyorum kendimi. "İyi ki çok kilo almamışım" diye seviniyorum, "Sezaryen olacağımı bilseydim ona göre hazırlık yapardım" diyorum. Sanki bir sınava çok çalışmış da başarısız olmuş, ya da sınavı kaçırmış gibiyim.

Neyse efendim zaten epidural yolu açık olduğundan berbat ameliyat önlüğünü giydikten sonra, sezaryen için gerekli iğneyi yapıveriyorlar.

Böylece maceranın son safhası olan ameliyata geçiyoruz. Devamı en kısa zamanda :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız benim için önemli..