7 Temmuz 2015

Nasıl Doğuramadım - Bölüm 5

Gece nöbetinden bildiriyorum :) Malum fırsat olmadığından ne "Nasıl Doğuramadım - Bölüm 5'i" yazabildim, ne de analık maceralarımdan bahsedebildim :)

Ş (?)

Evet yukarıdaki entryi 14 Haziran'da girmiş ve devam edememişim. Kısmet bugüneymiş inşallah. Umarım kontes uyanmaz da şu 10-15 dakikada yazabilirim son bölümü :) (Not: Sabah dörtten öğleden sonra 14.30'a kadar uyumadı!)

İğnemi vurulduktan sonra sedyeyle ameliyathaneye doğru yol alıyoruz. Ameliyathaneye daha önce hiç girmemiştim. Allah göstermesin tabi de.. Hayalimde daha farklı canlandırmışım işte. Bildiğin otel mutfağına benziyor :) Neyse efendim sedyeden ameliyat masasına geçmek lazım. Bana soruyorlar "Masaya geçebilecek misiniz?". Yok anam nasıl geçeyim, beynimin bacaklarıma sözü geçmiyor. "Bacaklarımı hissetmiyorum" diyorum. Beni ittire kaktıra -tamam abartıyor olabilirim :)- masaya alıyorlar. Her yer gri her yer o kadar sevimsiz.  Nerede benim spa salonundan hallice doğumhanem :(. Ben bu sevimsizliği düşünürken. Zart diye üstümdeki önlüğü çekiveriyorlar. Bildiğiniz anadan üryan ameliyat masasının üstündeyim. Ameliyathanede bir 10 küsür kişi var heralde. Tekrar "Oha iyi ki ağdaya gitmişim!" diye düşünüyorum. Sonra üstümü ameliyat bölgesi açık kalacak şekilde örtüyorlar. Zaten yattıktan sonra gözümün önüne -boynumun oraya- bir örtü çekmişlerdi perde gibi yapılanları görmeyeyim diye.

Bu işlemler bittikten sonra Sidar'ı içeri alıyorlar. Doktor kesime başlıyor. Tabii soruyorlar "Birşey hissediyor musun?" falan diye. "Yok hissetmiyorum" diyorum. Fakat az biraz sonra resmen karnımın çekiştirildiğini iki tarafa doğru ayrıldığını hissediyorum. Evet yani acı yok ama ne yapıldığını hissediyor insan. Çenem durmadığı için "Ama ben hissediyorum" diyorum. Anestezi uzmanı ve kendi doktorum "Çok az kaldı ona kadar say bebek çıkıyor" diyorlar. Yani çocuğun çıkarılışını oradan, herşeyi hissediyorum. Bir yandan da sayıyorum.

Ve o anda minik kumpirimi çıkarıyorlar, sarıyorlar. Hiç ağlamıyor, öyle uslu ki. Gelip yanağımın yanına koyuyorlar, öptürüyorlar...

O kadar mala bağlamışım ki o anın tadını tam çıkaramıyorum. Yaz'ı aldıktan sonra anestezi uzmanına "Ben kendimi iyi hissetmiyorum" diyorum. "Seni biraz rahatlatalım" diyor. Akabinde kendimden geçiyorum.

Sanıyorum ki 10 saat uyudum. Halbuki 15 dk falan kendimden geçmişim. Bu arada da dikim mikim yapılmış. Tekrar sedyeye geçiriyorlar beni. Odaya doğru yola çıkıyorum. Herkes asansörün kapısında bekliyor. Kardeşimin elinde cep telefonu kameraya alıyor. "Napıosun yaaa!" diye avazım çıkasıya çemkiriyorum. Biri ona "Çek çek" diye akıl! vermiş ama buradan afişe etmemeyim :)

Yatağa yatırıyorlar. Bekleyen hısım akraba "Nasılsın vs?" sorduktan sonra herkes gidiyor.

Takriben 15 dakika sonra da kumpirimi getiriyorlar. Emzireyim diye. Neyse bu işi de başarıyoruz. Ama o kadar minik ki... Ne yaptığının farkında değil :) Bir ara canım Oya ve Fadıl geliyorlar. Oda için süs falan getirmişler koştur koştur.

Sonuçta Sidar, Yaz ve ben başbaşa kalıyoruz hastane odasında.

Ve maceramız böyle başlıyor

<3




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız benim için önemli..