6 Eylül 2015

Yaz ile İlk Günler (Hastane)

Artık unutmadan o günleri yazmalıyım. 

Odaya geçip herkesi yolculadıktan sonra sadece Sidar kalsın istedim. Sonuçta bebek bizimdi ve biz bakacaktık :) Hatta annemler bana, ben kızıma bakacaktım da evdeki hesap çarşıya uymadı.

Sidar'a "Ay ben istemem kimseyi gitsinler!" derken doğum öncesi, eve geçtikten sonra gitmesinler diye gözlerinin içine bakar duruma geldim :)

Yanlız kaldıktan sonra -ki pek olmuyor- hemşireler maaşallah vızır vızır 2-3 saatte bir kontrole geliyor. "Emdi mi" diyerek...

Eh malum en büyük telaş bebeğin emip emmemesi. Şimdi burada bir ek bilgi vermek istiyorum. Yaz 2460 gr ve 46 cm doğdu. Hastaneden çıktığımızda ise 2300 gr idi. Yani evladım yeni doğan kıyafetlerinin, hastane çıkışlarının içinde yüzüyordu. Hatta hastane çıkışının ağ kısmında bağdaş kurabilecek kadar minikti.

(Bu noktada kendimi "Acaba spordan mı böyle oldu, sağlıksız mı beslendim daha çok mu kilo alsaydım, benim yüzümden mi vs.." diye suçlamadım dersem yalan olur)

İlk emzirme anlarında bütün oda dışarı çıkıyordu. Yani insan annesi de olsa utanıyor sonuçta. Yıllardır saklanan memeler bir anda kamu malına dönüyor. Hemşireler gelip mıncıklıyor, bebeğin ağzına tıkızlamaya çalışıyor falan.

Temel konu "Emiyor mu, sütü geliyor mu, sütü yetiyor mu?"  Zaten miniş bir yavrum olmuş, ağzı küçüçük "Ih ıh ıh" diye diye emmeye çalışıyor. Bir de şekeri düşük çıktı diye arada mama da vermişler.

Bir de ben ameliyattan çıkmadan annemler falan sağolsun apar topar odayı süslemişler ellerinden geldiğince. Valla bebek 3 hafta sonra beklenince herşey biraz yarım yamalak olmadı değil :)

Hastane deki günler sürekli hemşire ve doktor kontrolleri -bir ara diyetisyen de geldi- sondanın çıkarılması -acımadı-, yürüme çalışmaları, yıkanma tantanası, gelen gidenler şeklinde devam ediyor.

Hastanede besleme bakım oldukça iyiydi. Gelsin lohusa şerbetleri, gitsin kompostolar, özel menüler falan :)

Bir ara "Yıkanacaksınız, yıkanmayı düşünüyor musunuz?" diye tutturdular. "Yıkanırım" dedim. Meğer hastabakıcıyla birlikte duşa giriyormuşsunuz, ne olur ne olmaz diye! "Benim kocam bekler başımda!" dedim de tek başıma girdim duşa sonrasında.

Sezaryenin ertesi günü -acılarınızı bir anda hissetmeyin diye anesteziyi bir anda çıkarmıyorlar- serum çıkartılıyor. Ağrı kesici ilaç vermeye devam ediyorlar ve eğer çok ağrınız olursa ekstra iğne de vuruyorlar. Sanırım voltaren yapmışlardı. Sonra sonda çıkartılıyor. Ve sizi yürütmeye çalışıyorlar.

Evet gerçekten ilk yataktan kalkış ve ilk yürüyüş çok zor. Ama tahammül edilemeyecek kadar değil. Bacaklarınızı yatakta sürekli hareket ettirmeye çalışırsanız işler biraz daha kolaylaşıyor. Ben güya normal doğuracağım için body shoptan masaj aleti almıştım, şu tahta olanlardan. Sidar'a, annemlere artık kim denk gelirse sürekli masaj yaptırdım.

Kendimi zorlayıp yürümeye çalıştım. Zaten ertesi gün kendim wc gidip gelebiliyordum. Ama o tuvalete oturmak kalkmak falan insanı çok zorluyor. Bir de gaz çıkarmanız bekleniyor. Gaz çıkarmadan adam gibi yemek vermiyorlar :)

İkinci gün kendi kendime duşa girebildim. Hatta hastaneden çıkmadan hemşirelere falan çikolata dağıttım dolanarak yani ikinci gün fiti fiti dolanıyordum.

Sezaryen çok ama çok gözümü korkutuyordu. Günlerce kendime gelemem, yataklardan kalkamam, aylarca ağrı çekerim diyordum, öyle birşey olmadı. Tercih edin demiyorum, doğalı varken... Fakat korkacak bir durum yok. İkinci güne kendi işinizi görmeye başlarsınız. Rahatça eğilip kalkma, hafif ağrılar bir haftaya birşeyciğiniz kalmaz, ikinci hafta depara kalkabilirsiniz :)

Hastaneden aklımda kalanlar bunlar. Doğum fotoğrafçısı, organizasyon şirketi tutmadım. Sezaryen olacağımı bilseydim tutarmıydım bilmiyorum. Sanırım yine kendim hazırlardım, ama hazır olurdum en azından malum tarih belli :)

Not: Bu post üç günde memede bebekle zor şartlar altında yazılmıştır. Gündüz hiç uyumuyor demiş miydim? :)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız benim için önemli..